Avrupa birliğine bağlı, Avrupa Komisyonu tarafından Asansörlerin güvenliğine yönelik bakım ve onarım kapsamında tavsiye olarak  95/216/EC direktifi hazırlanmış ve bu kapsamda  asansörler ile ilgili 10  maddelik güvenlik kuralı yayınlamıştır. Asansörler gibi esasında tamamen hayatı kolaylaştıran bir sistemde eksik ve aksak iş yapılması, böylesine masum bir ulaşım cihazını son derece tehlikeli bir hale sokabilir. Dolayısıyla asansörlerin güvenliğine yönelik her türlü uyarı ve tavsiyenin mutlaka dikkate alınması gerekir. Zaten günümüz kontrol sisteminde özellikle fenni muayene işlemlerinde son yıllarda Avrupa Birliğine uygun (yada yakın) denetimlerin yapılması bu konuda otoritelerin ne kadar ciddi bir şekilde yaklaştığını göstermekte. Fenni muayenede tespit edilen eksikliklerin giderilmemesi noktasında asansörlerin kullanım dışı bırakılarak mühürlenmesi, asansör sahiplerinin daha duyarlı olmaya itmektedir.

Avrupa Komisyonu’nca tavsiye olarak sunulan95/216/EC direktifinde yer alan 10 güvenlik kuralı:

1- Kabin içinde kapı bulunmayan kabinlerin kapılı hale getirilmesi veya benzeri güvenlik şartlarını sağlayıcı tedbirler alınmalı ve buna uygun bir sinyalizasyon sistemi bulunmalı.
2- Askı halatları düzenli kontrol edilmeli ve aşınmış halatlar vakit geçirilmeden değiştirilmelidir.
3- Kabinin her katta durma seviye ayarları düzgün olmalı, giriş-çıkışlarda ayak takılması gibi durumların oluşması engellenmeli, engelli ve yaşlıların kolay geçişleri sağlanmalıdır.
4- Kabin ve katlarda çağrı ve kumanda buton takımlarının engelliler tarafından da kolaylıkla kullanılabilir halde tasarımlanmalı ve monte edilmelidir.
5- Kabin otomatik iç kapısında giriş-çıkış esnasında sıkışmayı önleyici elektriksel tertibat bulunmalıdır.
6- Asansörün mevcut paraşüt sistemi standardın öngördüğü beyan hızına uygun olarak seçilmeli ve yüksek hızlarda (0,6 m/sn üstü) yavaşlamalı fren tertibatı kullanılmalıdır.
7- Kabin içinden dışarı ile iletişim sağlayacak interkom (çift yönlü haberleşme tertibatı) kurulmalıdır.
8- Asbestli fren balataları kullanılmamalıdır. Bunlar insan sağlığı için tehlikeli olup pek çok sektörde yasaklanmıştır.
9- Kabinin yukarı yönde kontrolsüz hareketini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.
10- Kabinde elektrik kesintisi sırasında kullanılmak üzere acil bir aydınlatma sistemi bulunmalıdır.
Binalarda kollektif bakım ve onarımın yapılması için bina sakinlerince oylaması ile bina yöneticisi yani bina sorumlusu atanır. Özellikle yasal olan bakım ve onarım işlerinde kanunlar bu konuda bina yöneticilerine yani apartman yöneticisine bir takım sorumluluklar yüklemiştir. Bu kapsamda kanunda belirtilen bakım ve onarım işlerinin bina yöneticisi yada bina sorumlusu tarafından takip edilmesi gerekmektedir. Asansör bakım ve onarımlarının bina yöneticisi veya bina sorumlusu tarafından yaptırılması gereken işlemler yasalarda açıkça belirtilmiştir.

BİNA YÖNETİCİSİNİN SORUMLULUĞU (7.Bölüm 22.Madde)

Bina sorumlusu, asansörün, bu Yönetmelik kurallarına uygun olarak güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacı ile ayda bir defa düzenli bakımını ve onarımını bu Yönetmelikte tarif edilen asansör firmasına veya yetkili servisine yaptırmaktan ve kullanıcıların can ve mal güvenliğinin tam olarak sağlanması amacı ile gerek kullanım hatalarından, gerekse harici müdahalelerden meydana gelebilecek olan tehlikelerin önlenmesi için yapının bağlı bulunduğu belediye veya valilik tarafından ilk kontrolünü asansörün işletmeye açılmasından iki yıl sonra, daha sonraki kontrollerini de her yıl yaptırmaktan sorumludur.

ASANSÖRLERİN YILLIK KONTROLÜ l7. Bölüm 24. Madde)

Yapının bağlı bulunduğu Belediyelerce veya Belediye hudutları dışındaki yapılar için valiliklerce yılda en az bir kere her asansörün kontrolü yapılacaktır. Ancak kadrosunda yeterli teknik eleman bulunmayan belediyeler veya valilikler yıllık kontrol işini, dışarıdan elektrik ve/veya makina mühendisine yaptırabilecektir. Bu mühendis emniyet ve işletme yönünden tesisin işletilmesine engel bulunmadığını belirten ve sorumluluğunu taşıyan bir rapor verecektir.
Bu rapor 3 nüsha olacak, Belediyede veya Valilikte, bakımcı firmada ve kullanıcıda kalacaktır. Bu raporun tanzim ettirilmesinin takibinden asansörün bulunduğu binanın yöneticisi ve bakımını yapan firma müştereken sorumludur.
Yukarıda belirtildiği gibi, kadrosunda yeterli teknik elemanı bulunmayan Belediyeniz, Yıllık Kontrol işini TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ve Makine Mühendisleri Odası İzmir şubeleri'ne vermiştir. Anılan Odaların görevlendirdiği elektrik ve makine mühendislerince, yönetmelik hükümleri çerçevesinde asansörün yıllık kontrolü yapılarak bir rapor düzenlenmiş ve asansörde bulunan eksik ve hataların durumuna göre kırmızı, mavi ve yeşil etiketten birisi asansöre yapıştırılmıştır.
Düzenlenen raporda belirtilen (varsa) eksik ve hataların can güvenliğiniz açısından bir an önce giderilebilmesi için, raporun fotokopisi bakımcı firmanıza iletilmelidir. Asansörün işletilmesine engel bulunmadığını bildiren raporun düzenlettirilmesinden yönetici ve bakımcı firma sorumludur.

ASANSÖRİN BAKIM ŞARTLARI NELERDİR?
17. Bölüm 23. Madde 1
Bu Yönetmelik kapsamındaki asansörün kullanılması esnasında, temel sağlık ve emniyet gereklerinin devamlılığını teminen sürekli kontrol altında tutulabilmesi için;
a) Bina sorumlusu ile bir asansör firması veya onun yetkili servisi arasında garanti müddetince geçerli aylık bakım ve servis hizmetleri anlaşması yapılması zorunludur. Ayrıca, asansör firması arızaya müdahale zamanını söz konusu anlaşma metninde belirtmelidir.
b) Anlaşma yapılan firma, asansörü imal eden asansör firması veya onun yetkili servisi olabileceği gibi, bir başka asansör firması veya onun yetkili servisi olabilir. Ancak, garanti süresince aylık bakım ve servis hizmetleri için anlaşmaya bağlanan firma muhakkak asansörü imal eden asansör firması veya onun yetkili servisi olmalıdır.
c) Aylık bakım ve servis hizmeti verilen asansörde, orijinal yedek parça kullanılır.
d) Asansörü imal eden firma, yaptığı her tip ve özellikteki asansörün orijinal yedek parçalarını 10 yıl süreyle stokta bulundurmak ve kendisince imal edilen asansöre aylık bakım ve servis hizmeti veren bir başka asansör firması veya onun yetkili servisinin veya bina sorumlusunun bu konudaki talebini, acilen ve normal piyasa koşullarında mutlaka karşılamak zorundadır.
Dikey binaların artmasıyla asansör hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Asansörlerden maksimum verim ve minimum risk verimi için, uygun montaj ve bakım şartlarının yerine getirilmiş olması kaçınılmazdır. Aksi halde asansör kazaları ile sık karşılaşmak mümkündür. Asansör kazaları üniversitelerde kıymetli akademisyenler tarafından akademik çalışma altında incelenmiş ve aşağıda paylaştığımız dikkat çekici bilgiler paylaşılmıştır.

Asansör Kazaları Hakkında Akademik Bilgilendirmeler

Prof. Dr. C. Erdem Irmak (İTÜ)

Asansörlerde yaşanan ve insan yaşamıyla ödenen kazaların belli başlıları, ara katta kalan asansörden kurtulamaya çalışırken düşüp ölme veya kabin kat hizasında olmadığı halde kapının açılarak asansör boşluğuna düşülmesi ve nadiren de olsa paraşüt sistemi olmayan asansörlerin düşmesidir.
Kazalardan sonra yapılan keşif ve inceleme sonunda aşağıdaki maddelerin kısmen veya tamamen olmadığı görülür.
Genel tespitlerde, asansör mekanik ve elektrik tesisat projelerinin olmadığı veya mevcut asansörle ilgili olmadığı Işletme Ruhsatı’nın olmadığı, periyodik bakım sözleşmesi olmadığı, varsa bile bakım defteri tutulmadığı, halat bağlama kelepçelerinin uygun şartta olmadığı, halat uçlarının çözülmesine karşı tedbir alınmadığı, tamponların TS standartlarına uygun olmadığı veya hiç bulunmadığı, katlarda ve kabin içinde KULLANMA TALİMATLARI’nın bulunmadığı, kat hizalamalarında problemler bulunduğu, asansör kuyusunun temiz olmadığı, makina dairesinin de temizliğinin yapılmadığı, bazılarında ise kabin içinde ALARM düğmesi ve diyafon sisteminin çalışmadığı, hız regülatörünün ve sınır emniyet kesicisinin mevcut durumu ile çalışmadığı, paraşüt sisteminin olmadığı veya çalışmadığı, ray bağlantılarının uygun olmadığı görülmüştür.
Ayrıca kabin kapı olmayan ve kat kapıları çarpma kapı şeklinde olan asansörlerde ölümcül kazaların meydana geldiği ve genellikle ara katta kalan kabinlerden kurtulmayı çalışma esnasında kazaların olduğu görülmüştür. Bütün bu sayılanlar ve incelemeler sonunda asansörlerin ne Asansör Yönetmeliği, ne de ilgili TSE standartları dikkate alınmadan monte edildiği ve genellikle kazaya karışan asansörleri yapan kişi ve şirketlerin asansör firması kimliğinden uzak oldukları ve konunun uzmanı mühendislerinin bulunmadığı tespit edilir. Bunun dışında pek çok asansörün işletme ruhsatı alınmadan çalıştırıldığı, pek azının periyodik bakım sözleşmesi bulunduğu, bakım sözleşmesi olanların ise bakım defteri ve bakım raporlarının düzenli tutulmadığı, kısacası nasıl bakım yapıldığının belli olmadığı anlaşılıyor. Bir diğer önemli eksik ise yıllık kontrollerin kazaya karışan veya karışmak üzere olan asansörlerde hiç yapılmamış olmasıdır. Bu kazalar nasıl önlenir? Bu sorunun klasik yanıtı eğitim. Ancak kanımca esas yolu bina sahibi ve kullanıcılara gerekli bilgilendirmelerin, tanıtımların ve gerekirse medya ortamı kullanılarak genel bir bilinç kazandırılmasıyla olacaktır.
Kaza habersiz seyahat dileğiyle.

Yrd. Doç. Dr. Zeki KIRAL (Dokuz Eylül Üniversitesi)
Ulaşım araçları günlük hayatımızda sıkça, sürücü veya yolcu olarak kullandığımız araçlardır. Gün içerisinde bazen ulaşım araçlarının karıştığı kazalara tanık oluruz. Bu kazalar göz önündedir ve çoğu zaman medya için haber kaynağı teşkil eder ve sürekli olarak ülke gündemindedir. Asansörler de günlük hayatımızda diğer ulaşım araçları kadar önemli bir yere sahiptirler. Bununla birlikte asansörler ile ilgili yaşanan problemler, öncelikli olarak yerel kullanıcılarını etkilediği için çoğu zaman gündemde değildir. Konu, ancak üzücü sonuçları olan asansör kazaları ile gündemimize taşınır ve tartışılır.
Asansör kazalarının oluşumundaki temel etkenler kullanım ve projelendirme ile ilgili hatalardır. Halihazırda konutlarda ve iş yerlerinde kullanılan asansörlerin önemli bir kısmının eski teknolojiye sahip olması, güvenli kullanım bilincinin yeterince oluşmamış olması ve asansörlerin ilgili yönetmeliklerle belirlenmiş şartlarda işletmede tutulamaması, arzu edilmeyen, üzücü asansör kazalarına sebep olmaktadır.
Mevcut konutlardaki eski üretim asansörlerdeki yenileme veya teknolojik iyileştirmeler önemli miktarlarda mali kaynak gerektirmektedir. Üretim ile ilgili problemler, CE belgelendirmesi ile birlikte mümkün olan en düşük seviyelere indirilebilir. Bununla birlikte projelendirme ve uygulama aşamasında da aynı özenin sürekli olarak gösterilmesi gerekmektedir. Güvenli asansör kullanımı bilincini oluşturmak için, öncelikle ilköğretim öğrencilerine yönelik uygulamalı eğitim faaliyetlerini içeren projeler ilgili kurumların katkısı ile geliştirilmelidir. Dilimizde kaza kelimesini içeren çeşitli deyimler mevcuttur.
“Kaza geliyorum demez”, “Görünmez kaza” vb. Birçok mekanik ve elektronik parçadan oluşan elektromekanik bir sistem olan asansörlerde, uygun projelendirme, projelerin sağlıklı uygulanması, işletme süresince gerekli bakım ve onarım çalışmalarının zamanında ve özenli yapılması, toplumda asansör emniyeti ve güvenli kullanım bilincinin yerleştirilmesi, “geliyorum” diyen fakat duyulmayan asansör kazalarının işitilmesini, görünmez olarak nitelendirilenlerinin de aslında öngörülebilir ve önlenebilir olmasını sağlayacaktır.

Prf. Dr. H. Tarık DURU (Kocaeli Üniversitesi)
Asansör sistemleri modern yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Güvenlik sözkonusu olduğunda da her an canımızı ve malımızı emanet ettiğimiz bir taşıma aracı olarak en az diğer taşıtlar kadar önemli bir taşıma sistemidir.
Asansör güvenliği denildiğinde zincirin ilk halkası asansör sisteminin yerleştirileceği yapının inşaat mühendisliği ve mimari açıdan uygunluğu ve kusursuz bir montaj için oluşturduğu alt yapıdır. Daha sonra sistemi oluşturan elektriksel ve mekanik komponentlerin her birinin norm ve standartlara uyumu ve kusursuz bir montaj gelmektedir. Bu önkoşullar öncelikle bir asansör sisteminin normal şartlarda güvenilir bir sistem olarak devreye alınmasını ve geçerli tüm direktiflerin bu sistem için sağlandığını garanti edecektir.
İşletmeye alınan bir asansör sistemi için ikinci önemli faktör, sistemin tasarlandığı çalışma koşullarında ve doğru olarak kullanılmasıdır. Burada özellikle kuyu ve makine dairesinin rutubet, sıcaklık ve yıpratıcı diğer faktörler açısından asansör sistemi için oluşturduğu ortam önem kazanmaktadır.
İlk kurulum esnasında mükemmel koşullar sağlansa bile işletme sürecinde yukarıdaki faktörlerin değişebileceği unutulmamalıdır. Makine dairesi yağışlı havalarda su alan veya yaz aylarında aşırı sıcaklıklara maruz kalan bir sistemin güvenli çalışmasından bahsetmek olanaksızdır. Güvenlik açısından son ve en önemli husus asansör sisteminin doğru kullanımıdır.
Burada da bir çok diğer konuda olduğu gibi egitim ve kurallara uyma faktörü ön plana çıkmaktadır. Özellikle aşırı yükleme, öngörülenden yüksek trafik yoğunluğu gibi bilinçsiz kullanımın hem komponentlerin erken yaşlanmasına hem de güvenirliğin azalmasına neden olacağı açıktır. Bu açıdan özellikle okullarda öğrencilere yönelik eğitimlerin ve bina yöneticilerine yönelik eğitimin son derece önemli olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak bir asansör sisteminin güvenliği açısından projendirme, işletmeye alma,kullanma ve periyodik bakım aşamalarının herbirine en üst düzeyde önem verilmesi, tüm direktiflerin eksiksiz uygulanması ve en önemlisi konu ile ilgili tüm kişi kurum ve kuruluşların yeterli bir eğitim sürecinden geçirilerek bilinçlendirilmesi gereklidir.
Günümüzde dikey yapılaşmaya paralel olarak asansör kullanımı hızla artmaktadır. Her ne kadar asansör kurulum, devreye alma ve işleme aşamasında yapılacak işlemler yasalar ile belirlenmiş olsa da son kullanıcıların bu konuya ilgisiz davranmaları maalesef kazaların önüne geçmekte yetersiz kalmaktadır.
Asansör kazaları nasıl önlenir başlıklı bu makalede, son kullanıcıların asansör kullanımı ve kontrolüne yönelik yapılması gereken uygulamaları anlatırken herhangi bir asansör kazası durumunda neler yapılması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.
Dünyada ilk asansörü tasarlayan Arşimed sanırım bu kadar asansör kazası olacağını öngörseydi belki de bu icadından vazgeçebilirdi. Tabi bu işin ironik yanı. Günümüz asansörleri esasında tam güvenlik sistemleri ile donatılmış olmasından dolayı esasında doğru asansör montajı, kullanımı ve bakımı yapılması durumunda olası kazaların önüne zaten geçilmiş olacaktır.
24 Haziran 2015 yılında güncellenen Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan, Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği bize oldukça net bilgiler veriyor. Yönetmelik bize özetle, yılda bir kez akredite kuruluşa fenni muayene yaptırılması ve muayene sonrası varsa eksikliklerin giderilerek yeşil etiket alınması gerektiğini, ayırca  aylık olarak asansörünün yetkili servislerce periyodik olarak bakım yaptırılması gerektiğini ifade eder. Eğer kanunda belirtilen kontrol, bakım ve onarım işlemleri yapılmışsa bu noktadan sonra asansör güvenliği artık son kullanıcı tasarrufuna teslim edilmiş demektir.

Güvenli Asansör Kullanımı

  • Asansöre sıcak içecekler girmeyiniz. Asansör hareket ettiğinde içeceklerinize birisi çarpabilir veya dengenizi kaybedebilirsiniz. 
  • Küçük çocukların asansöre tek başına binmesine izin vermeyiniz. Küçük çocukların mutlaka bir yetişkin ile birlikte asansöre binmelidir.
  • Atkı, şal vs. gibi aksesuar ile asansöre binerken, kabin kapı arasına sıkışma olasılığı düşünülmeli dikkatli olunmalıdır.  
  • Asansöre kabininin kat seviyesine geldiği görüldükten sonra girilmelidir.
  • Yangın ve deprem durumlarında kesinlikle asansörler kullanılmamalıdır.
  • Arızalı asansörler kesinlikle servis kontrolü ve onarımı sonrası kullanılmalıdır.
  • Yeşil etiket dışında olan asansörler kullanılmamalıdır. Sarı etiketli asansör kullanılabilir ama yeşil etiket alınması için gerekli girişimler yapılmalıdır. 
  • Asansör arızalarında onarımı sadece ve sadece yetkili servis tarafından yapılmalıdır. Ehil olmayan ellere asansör onarımı teslim edilmemelidir.
  • Asansör arızalarında, kabin içinde kalan olursa, kabinden kurtarma çalışmaları bu konuda eğitim almış kişilerce yapılmalıdır. Asansör kazalarının gerçekleşmesinin en büyük sebebi eğitimsiz kişilerce kurtarma çalışmaları yapılmış olmasıdır.
  • Asansör içinde düşmeyi engellemek için, kabin içinde, yağ, deterjan, su vs. gibi kaymayı tetikleyecek sıvıların mutlaka temizlenmesi gerekmektedir. 
  • Asansör içinde seyir halindeyken, kabini sarsacak hareketlerde bulunmamak gerekir mümkünse seyir halinde çok fazla hareket edilmemeli. 




Binalarda çatının en önemli özelliği yalıtımdır. Eğer çatı yalıtımı zarar görnüş ve yıpranmışsa artık çatının bakım zamanı gelmiştir. Esasında bu yıpranma sadece çatı ile sınırlı kalmayıp çatıyı tutan taşıyıcı elemanlarında kontrol edilmesi gerekir, keza yalıtımın yıpranması taşıyıcı elemanlardan kaynaklanmış olabilir. Çatılar, rüzgar, kar, yağmur ve güneş gibi çetin hava koşullarına maruz kaldığında periyodik olarak kontrol edilmesi gerekir.

Periyodik kontrollerde yalıtımının zayıflamasına sebep olan etmenler incelenmeli yalıtım yapılmadan önce bu etmenler ortadan kaldırılmalı. Örneğin binanın yayında bulunan bir ağaç dalının rüzgarın etkisi ile çatı yalıtımına zarar veriyorsa, ağacın öncelikli olarak budanmasında fayda vardır.
Düşük eğimli çatılarda  (% 33'den az ) baca dibi ve aydınlık bölümlerinin çatıyla birleşim yerleri kontrol edilmeli ve eğer varsa kir ve istenmeyen bitkisel oluşumlar temizlenmelidir.

Çatıda su sızıntısı tespit edilmesi durumunda gerekli izolasyon çalışmaları yapılmalı ve sızıntının önüne geçilmelidir. Aksi durumda bu sızıntılar rutubete yol açacak ve binaya zarar verecektir.
Çatı bakımı ve özellikle hasarlı bir çatının bakımı ötelendiği sürece oluşacak hasar ve bakım maliyetleri yükselecektir. Bazen çatıda küçük bir su sızıntısı komple çatının tadilat edilmesine sebebiyet verebilir. Eğer erken müdahale edilirse belki sızıntıya sebep olan bir kiremitin değişimi ile çatı onarılabilir.

Çatıda çok noktada sızıntı olması durumunda genelde, çatının ekonomik ömrünün dolduğu düşünülerek kalıcı bir çözüm için çatının komple yenilemesi önerilir. Bu düşünceye etki eden en büyük sebep çatı taşıyıcı konstüksiyon ve ahşaplerın zayıflamış olması ve çatının hareket (çatının çalışması) etmesidir.

Çatın onarımı veya çatı yenileme işlemleri iş güvenliği açısında riskli işlerdir. Dolayısı ile konusunda deneyimli ve eğitimli profesyonellerin yapması en doğru tercih olacaktır.
Binalarda yapılan izolasyon ile %50'ye varan oranlarda ısı yalıtımı yapmak mümkün. Peki binalarda ısı yalıtımı nasıl yapılır? Bildiğiniz gibi binaların cephesi ve çatısı bulunur. Isı yalıtımı bu kapsamda iki şekilde uygulanır. Atmosfere açık cephelerin izolasyonu ve çatının izolasyonu. Binalarda ısı yalıtımı içerideki ısınının dışarıya, dışarıda ki ısının ise içeriye girmemesini sağlar. Özet olarak ısı yalıtımı sayesinde, yazın bina içi serin kışın ise sıcak olur.
Çatı izolasyonu; Çatı izolasyonunun yapılmasının iki sebebi vardı. Birincisi ısınan hava yükselir. Eğer çatınızda ısı yalıtımı yoksa kışın ısıtmak için harcadığınız enerji ısınan havanın yükselmesi etkisiyle çatıdan uçup gidecektir. İkinci sebebi ise güneş ışınlarıdır. Yazı güneş ışınları çatınıza dik olarak yansıması ile sıcağı emecek ve ısı iç ortama yayılacaktır. Isı yalıtımı olmayan binanın üst katlarında yazın dayanılmaz derece soğuk olurken kışında yüksek ısınma maliyetlerine rağmen bir türlü ısınmayacaktır. İşte bu yüzden binalarda çatıların ısı yalıtımı çok önemlidir. Çatılarda ısı yalıtımı için genelde cam yünü adı verilen malzeme kullanılır. Bu malzemenin uygulaması çok basittir. Eğer kapalı çatıyla, rulo halinde ki cam yünü açılarak yorgan gibi çatıya serilmesi yeterlidir. Açık çatı ise, su yalıtımı sonrası üzerine cam yünü uygulaması yapılır ve ilave olarak şap atılır. İsteğe bağlı olarak şap sonrası dekoratif malzemeler kullanılabilir.
Dış Cephe izolasyonu; Atmosfere açık dış cephe izolasyonu uygulaması profesyonellere yaptırılması gereken bir iştir. Bu noktada uygulama için çatıya iskele kurulması ve çalışanların yüksekte çalışma için eğitim almış olması ve buna ait uygunluk evraklarına sahip olması gerekmektedir. Cephe izolasyonunda öncelikli olarak yalıtım malzeme seçimi gerekmektedir. Bu malzemeler; mantolama levhası, Expanded Polistren (EPS) Levhalar, Extrüde Polistren (XPS) Levhalar, Taşyünü Levhalarlardır. Isı yalıtım levhası terciği sonrası bu levhaların yapıştırılması için harç temin edilmesi gerekmektedir. Levhaların cepheye uygulama işlemi sonrası, ısı yalıtım sıvası ve dekoratif sıva uygulaması yapılır. Dekoratif sıva yerine farklı tasarımlar için piyasada bulunan alüminyum, mermer vs. dekoratif malzemeler kullanılabilir. Mantolama işleminde ısı yalıtım levhası seçiminde en büyük etken ısı iletim katsayısının düşük olmasıdır. Bununla birlikte piyasada tüm özellikleri barındıracak malzeme bulunmasada, kullanılacak malzemede aşağıda ki özelliklerinde olması beklenmelidir.

  • Suya ve neme dayanıklı  
  • Yanmazlık ve alev geçirmezlik 
  • Basınç dayanımı 
  • Çekme dayanımı 
  • Buhar difüzyon direnci 
  • Birim hacim ağırlığı 
  • Isı tutuculuk 
  • Sıva tutuculuk 
  • İşlenebilirlik 
  • Boyutsal kararlılık 
  • Kokusuzluk 
  • Uzun ömürlü olması 
  • Haşere ve parazit barındırmaması 
  • Ekonomik olması
Pencere ve kapılar; Bina ısı yalıtımında pencere ve kapılar ısı kaybının yaklaşık olarak 4/1 öneme sahiptirler. Dolayısı ile ısı yalıtımını tam olarak sağlamak için pencere ve kapıların ısı yalıtımı özelliğine sahip olması gerekmektedir. Pencerede ısıcam olarak nitelendirilen çift camlı pencrelerin kullanılması ısı kaybını %50 azaltacaktır. Pencere ve kapıların değişimi için gerekli olan maliyete katlanmak istemiyorsanız pencere bandı ve kapı süngerlerini kullanabilirsiniz. Bu şekilde en azında birleşim noktalarında kaçan ısıyı engellemiş olursunuz. Apartman giriş kapıların otomatik kapanması veya çif kapı kullanılması da özellikle kış mevsiminde ciddi bir tasarruf sağlayacaktır.
Radyatörler ; Radyatörler konvansiyonel olarak evi ısıtırken duvar tarafında kalan yüzü ısı kaybına maruz kalır. Isı yalıtımı yapılmamış bir duvar radyatörün yaydığı ısıyı emecektir. Bunu engellemek için radyatör ile duvar arasına alüminyum levhalar koyarak duvarın sebep olacağı ısı kaybının önüne geçmiş olursunuz. Ayrıca radyatör musluklarının termostatik olması ayrıca tasarruf sağlayacaktır. Belirli bir ısıya gelen termostatik vanalar radyatörden geçen sıcak suyu keserek ayrıca tasarruf sağlayabilirsiniz. Özellikle sık kullanılmayan odaların termostatik radyatör vanaları ile düşük ısıda tutulması tasarrufa yüksek etkisi olacaktır. Diğer taraftan kombi ve klimanızı gece gündüz değişken kullanım  ve aktif olarak oda termostadı kullanımı sağlanması halinde ayrıca elektrik ve doğalgazdan tasarruf sağlanabilir. Isınmada tasarruf sağlanırken her bir sıcaklık derecesi tasarrufta değişken öneme sahiptir. Bu kapsamda, oda sıcaklığı 23 °C iken ısı kaybının 100 olduğunu düşünürsek;
- Oda sıcaklığı 22 °C olursa % 6 tasarruf
- Oda sıcaklığı 21 °C olursa % 12 tasarruf
- Oda sıcaklığı 20 °C olursa % 18 tasarruf sağlanabilir.

Isı yalıtımı sadece üst düzey sıcaklık konforunun sağlanması değil aynı zamanda ciddi bir tasarruf etkisi vardır. Diğer taraftan fosil yakıt ve elektrik tasarrufu sayesinde daha çevreci bir ısınma sağlanacaktır.  
İster içinde yaşayan olsun ister boş ev olsun mutlaka bir süre sonra zamana yenik düşerek yıpranacaktır. Yıpran evin her tarafında eşit bir şekilde olmayacaktır. Dolayısıyla evin bazı kısımları zamana meydan okurken bazı kısımları ise bakıma ihtiyaç duyacaktır. İşte bu noktada her evin mutlaka belirli periyotlarda bakıma ihtiyacı vardır. Bakım işlemine bağlı olan periyotlar, sadece yıpranmaya bağlı olarak değil, evin niteliği, bulunduğu konumu ve büyüklüğüne ayrıca bağlıdır. Evin yıllık bakımını kapsamında müstakil bir evi referans alarak açıklamalar yapacağımızdan sizde evinizin durumuna göre bakım içeriğini planlayabilirsiniz.

Yıllık Temizlik ve Bakım İşleri
  • Yağmur suyu oluklarının kurumuş yaprak, çamur, toz gibi yabancı maddelerden temizlenmesi.
  • Çatının kontrol edilmesi (yıl içinde yapılması gereken acil bir tamirat varsa daha önce yapılabilir).
  • Rutubeti ve su sızıntısını önlemek için çatıda oluşmuş açılmaları, aralıkları köpükle kapatmak.
  • Varsa; çatı pencerelerinin camlarının yıkanması ve verandanın tamiri.
  • Binanın dış yüzeyinde rutubete bağlı olarak yosun, küf gibi maddelerin oluşup oluşmadığını kontrol etmek ve gerekirse temizlemek.
  • Su sızıntısı bulunan pencereleri gözden geçirip, macunlarını yenilemek.
  • Alüminyum ya da PVC pencere doğramalarını yıkamak.
  • Yosun ve küfe karşı, teras, balkon ve merdiven gibi yerleri kontrol edip, önlem almak.
  • Çatı saçlarının, balkon altlarının ve pencere pervazlarının dış yüzeylerini örümceklerden arındırmak.
  • Kapı ve pencerelerin (çatı pencereleri dahil) menteşe ve kilitlerini, ayrıca sürgülü garaj kapılarını yağlamak.
  • Panjur, merdiven korkuluğu gibi metal aksamı olan yüzeylerin pastan korunması için gerekli bakımı yapmak ya da bir ustaya yaptırmak.
2 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • Ahşap kapı pervazlarını ve bağlantı yerlerini temizleyip, kontrol etmek.
  • Yağmur sularının indiği alanı,bataklık haline gelmemesi ve taşmaları önlemek için temizlemek.
  • Rutubete karşı hassas olan pencere kanatları ve panjurların durumunu kontrol etmek.
  • Pencere pervazlarını temizlemek.
  • PVC ya da alüminyum panjurları içten ve dıştan yıkamak.
  • Kirlenen tenteleri söküp yıkamak.
  • Çatı katını ve çatının genel durumunu gözden geçirmek. Kiremitlerin durumuna bakmak.
  • İzolasyon sistemini kontrol etmek.
3 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • İç mekanlarda gerekli boya badana işlerini yapmak.
  • Ahşap doğrama birimlerinin bakımını yapmak (cila hariç).
  • Ahşap üniteleri temizlenip perdahlanmasından sonra (maden ya da ahşap yüzeyli bir bölgeyi pürüzsüz hale getirme) boyamak.
  • Teras ve balkon duvarlarını boyamak.
  • Yer döşemeleri, kiremitler ve baca tuğlaları arasındaki derzin (harcın) durumunu kontrol edip, azalma veya açılma varsa ekleme yapmak.
  • Çatı ve yer kaplamalarında sızıntı, kabarma olup olmadığını kontrol edip, varsa tamir etmek.
  • Dış etkenlerden kirlenmiş boyalı ya da sıvalı yüzeyi yıkamak.
  • Ahşap yüzeylerin (çatı, kapı ve pencere doğraması gibi) tahtakurusu gibi zararlı haşerattan etkilenip etkilenmediğini kontrol etmek.
  • Çift camlı pencerelerde sızıntı varsa, sızıntı olan bölgenin izolasyonunu yaptırmak.
  • Kiremit araları ve pencere pervazlarındaki sızıntıyı önlemek için renksiz kapatıcı ve koruyucularla onarmak.
  • Evin iç duvarlarının ve tavanların badanasını yenilemek.
10 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • Çatı katının ve dış cephenin sıva ve boyasını yenilemek.
  • Bacaların durumunu gözden geçirmek. Su sızıntısını engellemek için betonunda ya da tuğlalarında çatlakların olup olmadığına bakmak.
  • Dış cephedeki sıvalarda çatlak, dökülme olup olmadığını kontrol etmek.
  • Pencere, balkon demiri, korkuluk gibi ünitelerin bağlantı yerlerini gözden geçirip açılma olup olmadığını saptamak.
15 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • Yağmur sularının gittiği olukları değiştirmek ya da sızıntı yapıp yapmadıklarını kontrol etmek.
  • Çatının kontrol edilmesi. Kiremitlerin derzi, izolasyon sistemi, su borularının durumu ve ahşap bölümlerde açılma olup olmadığına bakmak.
  • Çatıda yağmur sularının biriktiği PVC kaplı derelerin, suyun basıncından ya da nemli ortamda oluşan bitkilerden etkilendiyse yenilemek.
  • Taş binalarda dış etkenlerden kirlenen dış cepheyi temizlemek.
20 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • Öncelikle çatının durumunu kontrol etmek. Kiremitleri, bacaları, çatı pencerelerini onarmak, sızıntı varsa izolasyonu yapmak.
  • Özellikle şehir içinde ya da deniz kenarındaki evlerin alüminyum ve ahşap doğramalarını onarmak, ahşap olanları değiştirmek.
  • Taş binalarda, dış yüzeyde kullanılan taşların arasındaki harcı yenilemek.
30 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri
  • Şömineyi onarmak, dışarı sızıntı ya da is yayıyorsa değiştirmek. 
  • Binanın dış yüzeyini gözden geçirmek. 
  • Onarılamayacak kadar kötü durumdaysa çatı kaplama malzemesini tamamen değiştirmek.
50 yılda 1 Yapılacak Bakım İşleri

  • Çatıyı kısmen ya da durumuna göre tamamen yeniden yaptırmak. 
  • Taş ya da tuğla örülü duvarları onarmak. 
  • Çimento harcıyla yapılmış olan sıvaları yenilemek. 
  • Çatı kaplama malzemelerinin yıpranmasından etkilenen izolasyon sistemini yenilemek. 
  • Eskiyen ve kireçlenen su ve kanalizasyon tesisatını, tüm borularıyla birlikte değiştirmek.
Son yıllarda iş güvenliği ile ilgili kurum ve kuruluşlar eskiye göre daha hassas davranmaktalar. Bu kapsamda kriterlere uygun olan işletmeler iş güvenliği uzmanlarının danışmanlığında akredite kuruluşlara ortam ölçümleri yaptırmaktadırlar. Peki ortam ölçümü yapılması gerçekten zorunlu mu?
Ortam ölçümleri; yasal regülasyonlar kapsamına giren işletmelerde ortam ölçümlerinin yapılması zorunlu ve bununla ilgili kanun daha önce resmi gazetede yayınlamıştır.

6331 Numaralı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu; 
Risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm ve araştırma 
MADDE 10 – (1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır:
a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.
b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi.
c) İşyerinin tertip ve düzeni.
ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu.
(2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.
(3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri; çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.

İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği (28512 Nolu Resmi Gazete)
Maddenin 4. fıkrasına göre;
(4) Çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarının neden olduğu tehlikeler ile ilgili işyerinde daha önce kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırma çalışması yapılmamış ise risk değerlendirmesi çalışmalarında kullanılmak üzere; bu tehlikelerin, nitelik ve niceliklerini ve çalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmalar yapılır.


Kiralanacak olan dükkan, iş yeri veya dairede bulunan demirbaş malzemeler nasıl yönetilir.
Demirbaşlar ilgili öncelikli olarak liste çıkartılmalı ve bir kayıt alınmalıdır. Kira sözleşmesinin ön yüzünde demirbaşlar bölümünde belirtilebilir. Emlak kiralama döneminde, demirbaşlar nasıl teslim alındıysa durumu yazılır, normal yıpranma payı ile birlikte alındığı durumda bırakılır diye kayıt düşülebilir.
Tahliye taahhüdü kira kontratında  ..............tarihte tahliye edilmek üzere 2 yıllığına kiralanmıştır diye bir ibare koyuluyorsa geçerli birer yükümlülük olur. Ancak ayrı tahliye taahhüdü alındıysa bunu da kamuoyunda yerleşen kanıya göre, kiranın başlangıç tarihi ile alınan taahhüt tarihi arasında 1 aylık bir sürenin olması gerekir. Bunu da iki şekilde alabiliriz. Kiracı, kiralamış olduğum........................ adres deki konutu veya iş yerini kendi rızamla ...../...../ .......... 'de boş ve bugünkü şekliyle mülk sahibine teslim edeceğim der ve kendi el yazısı ile imzasını atar. Mülk sahibi bunu yeterli görmüyorsa noterden verilsin diyebilir. O zaman kiracı kontrat ile birlikte notere gider. Noterden verilen tahliye taahhüdü, tabii resmi belge niteliği taşıması sebebiyle itiraz hakkı bulunmaz.

KİRALANAN MÜLKE TESLİM OLUNAN DEMİRBAŞ EŞYANIN BEYANI

Buralarda demirbaş, aspiratör, halı, mutfak dolabı, duşa kabin, bazen spotlar, gömme ışık, dekorasyon, bazen telefon, şofben, vb. bunları buraya fazla detaylandırmadan yazılabilir. Sahibinin ve kiracının talepleri sıralanabilir.
Demirbaşlardan, mobilyalardan, depozitodan ,abonman sözleşmesinden, sigortadan, tamir ve tadilattan, dekorasyondan, devir işleminden, işyerine işyerine ortak almadan, konutta ikamet edenlerin sayısından, kefilden ve tebligat adresinden bahsedilir. Yönetim icraatına uyma, elde olmayan sebeplerle bir değişiklik olursa ne yapılabilir?
Mülkün iade edilme durumundaki şartlar söz konusu olabilir. Yetkili mahkemeler konuşabilir. kira ödeme ve kira ödemelerindeki aksamalar olabilir. Kontrat giderleri konuşulabilir. K.D.V. ile ilgili konu, stopajla ilgili konu ortak giderlerle ilgili konu ve aralarındaki çözüm söz konusu olabilir. Kira artışı olabilir. Döviz kuru, kira ödeme günü, kira miktarıyla olabilir.
Kontrat nasıl fes edilecek, hangi hallerde fes edilmiş sayılacak, bunlardan söz edilebilir. Tahliye ifa süresi ne olacak, kira süresi ne olacak, bunlardan bahsedilmelidir. Bazı durumlarda özel kira süresi söz konusu olabilir. Öyle özel süre varsa açıkça yazılmalıdır. Yani 15.04.1996 tarihinde başlayan kira 15.04.1997 sona erecektir. Yada kira süresi 3 yıldır diye yazılabilir. Eğer kiracı ve kiralayan istiyorsa emlakçı bunları yapmak zorundadır. Bir diğer konu tahliye ihbarıdır. Bazen kiracı elde olmayan nedenlerle kira ödememe duruma düşer ve boşaltmak isteyebilir. Bu özellikle işyerleri için söz konusudur. Ancak çeşitli nedenlerle kiracı kira süresinden öncede tahliye etmek zorunda kalırsa en az 3 ay öncesinden mülk sahibini noter marifetiyle haberdar etmek suretiyle ve bu süre zarfında gelen kiracılarda yeri göstermek suretiyle tahliye edilebilir. Eğer kira süresi 3 yıl tutulmuşsa ve özel şartlarda kiracı 3 yıl sonunda tahliye edeceğini bildirdiği için 3 yıl tutulmuştur. Süre yazılmamışsa, o zaman bir anlaşmazlıkta bu özel şarlarda yazdığı için demek ki, özel şartlarda teyidi alınır. Burada bir tahliye vaadi yok ama özel maddede yazılmış ve imzalanmıştır.
TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ
Tahliye edilecek gayrimenkul :
Tahliye tarihi :
Mezkûr gayrimenkulde oturan :
Yukarıda adresi yazılı bulunan taşınmazda bir süreden beri oturmaktayım. İş bu gayrimenkulu, hiç bir hüküm istihsaline, kanuni merasime, ihtarname keşidesine, cevap verilmesine, tebliğ ve tebellüğe hacet kalmaksızın hiç bir hak ve alacak talebinde bulunmadan kayıtsız ve şartsız gayrimenkula ait demirbaşları ile birlikte noksansız olarak mülk sahibi veya kanuni vekiline yukarıda yazılı tarihte tahliye edip teslim etmeyi kabul ve taahhüt ederim. Ayrıca tahliye edeceğim tarihe kadar olan bütün Kira borçlarımı, Elektrik, Su, doğalgaz, Çöp (Ç.T.V) Vergisi ile Apartman giderlerini ödeyeceğim. Bu tarihte tahliye etmediğim veya edemediğim taktirde mal sahibinin veya kanuni vekilinin icra yoluyla tahliye ettirmeye yetkili olduğunu ve bu uğurda sarf olunacak bütün mahkeme, icra , avukat ve diğer masrafların tamamen bana ait olduğunu kabul ve taahhüt ederim.
/ / 200
Taahhüt Eden

Kira Atrışı Nedir : Kiralama sırasında sözleşmede yer alan maddeye uygun olarak her yıl mevcut kira üzerinden yapılan zam oranında ki artışa, kira artışı denir. Kira döneminin taraflara ister sarih yani açıkça zımni yani susarak rıza yöntemlerden biri yazılabilir. En çok zorlanılan konu dövizle kiraya verilen yerlerdir.

Döviz Üzerinden Kira Artışı Nasıl Olur?
Döviz türünü daha çok mülk sahibi belirler. Döviz kurunun iki çeşidi vardır.

  • Efektif satış
  • Efektif alış

Buradaki efektif satışta mülk sahibi, efektif alışta kiracı avantajlı oluyor.
Döviz ile ilgili biraz daha detaya inersek; Döviz fiilen temin edilmediği takdirde Merkez Bankası efektif satış kuru baz alınarak ödenecektir veya alış kuru diye özel bir madde koyulabilir. Sonradan sorun çıkmasın diye alış ve satış kurundan biri mutlaka yazılmalıdır.
Ortak giderlerde önemlidir. Ortak giderlere, otomat ve asansör elektriği , su ve depo yarı ayrı olduğunda problem yoktur. Fakat depodan su geldiği zaman bu ortak gidere girer. Ayrı sayaç tarzında değilse, kalorifer, kapıcı, yakıt ve giderleri( kullanmayla gereken bakım giderleri kiracıya diğer giderler mülk sahibine aittir), temizlik, ortak yerlerin, kapıcının kıdem tazminatı, çevre temizlik vergisi, temiz ve atık su, yönetim masrafları girer.
Kontrat + 12 senedi almış, 1 yıl için aylık, 12 senet düzenlenmiş, pulunu yapıştırmış ve imzalanmış. Senetler kira karşılığıdır, elde olmayan sebeplerle kontratın fes edilmesi tahliye halinde baki kalan senetler iade edilecektir, senetler ciro edilip, piyasa verilmeyecektir, diye kontrata madde eklenmelidir. Senedi doldurmak tarafların rızası ile olur. Şayet bu yer fatura kesmek durumda olan kimseden kiralanmışsa, mutlaka fatura kesilmesi lazımdır. Fatura kesiliyorsa, onda stopaj ödemesi söz konusu değildir. Çünkü K.D.V. 'sinin fatura üzerinden ödüyor, gelir vergisinde fatura üzerinden ödüyor. K.D.V. 'yi faturayı kesen veriyor. En sonunda net kira vardır. Sonra destekleme fonu ve stopaj vardır.
.......... aya ait........ kadar kira verilmiştir deniyor. Buna göre alınır ve ilgili mali müşavire yaptırılır.. Sözleşmeye net kiranın mutlaka yazılması gerekir. Kıracı bu makbuzu verecek, iş yeri sahibiyse, işyeri sahibi bu Makbuzu dolduracak ve götürüp imzalayacaktır. Bir koçanı ona verecek, bir koçanı kendisi alacaktır. Muhasebecisine veriyor ve normal stopaj ödüyor. Eğer konutsa hiç bir şeye gerek yoktur. İşyeriyse stopaj ödenir, sanayi destekleme fonuna gidilir, vergi dairesine kiracı öder. Konutsa banka hesabını biliyorsa zaten yatırılır ve elinde makbuz kalır. Konutta ikametgah istemişse zaten hiçbir şeye gerek yoktur, konuta gelir, parayı alır, sonra makbuzunu imzalar ve giderleri ortaya çıkartır. Bu giderleri prensip olarak kiracı karşılar. Bu da gerektiğinde belirtilir. Mutlaka yazmaya gerek yoktur, şifahi de olabilir. Kira ödeme aksamaların da ne yapılabilir, bu önemlidir. Hem ortak gider, hem de kira ödeme aksamaları için özel madde yazılabilir. Aslında zaten mevcutta, iki haklı ikaz, tahliye nedenidir. Ortak giderler kiradan daha önemlidir. Ortak giderlerin süresinde ödenmemesi fesih nedenidir. Şu madde süresince ödenmeyen bir aylık kira, bakiye alacaklarında muaccel talep edilir. Başlangıçta kira 10 milyon tespit edilmişse, başlama tarihi, 15.04.1996. kiracı, 05,06 'yı ödedi ve burada durdu. 07 ve 08 'de ödeme yapmadı. 30 günlük sürelerde doldu takip 10. Ayı bulur. 10 ayda icra takibi yapılır. İtiraz yok, ödeme yok. Böyle bir madde olduğu için, 3 ay ödememişti, geriye 90 milyon yazılabilir. 9 ay kaldı. Bu 90 milyonda geçekleşiyor. Aslında bu bir zor olay. Kiracı ihtarı aldı ve bir şey ödemedi. Özel şartı imzaladı, onayladı bir şey söylemedi. İcra buna karar veriyor burada söz konusu olan kira süresi değil, kira yılıdır. Bu ödenmeyen kiraların alınacağı sürede kira yılında, ödenen kiraların çıkarılmasıyla kalacak tutardır.
Gayrimenkul kiralama işi göründüğü kadar basit bir konu değildir. Kiralama işlemlerinde profesyonel hizmet alınıyorsa (emlak danışmanı) kiralama süreci, Emlak Danışmanı, Kiracı ve Kiralayan 3 kişi arasında yürütülür. Uyuşmazlıkların önüne geçmek için kiralama sürecinde 3 tarafından bu operasyondan karlı ve kazançlı çıkması gerekir. Bu noktada kira kontratı yani kira sözleşmesi önem kazanmaktadır. Diğer taraftan, kıymetli veya kupon bir gayrimenkul kiralanmak veya gayrimenkul kiralandıktan sonra üzerinde değişiklik ve tadilat masrafları yapılacaksa kira kontratı daha da önem kazanıyor. Dolasyısıyla, kira kontratının ciddi olarak ele alınmış ve değerlendirilmiş olması gerekiyor.

Emlak Firması Kanalıyla Kiralama
Kiralanmak üzere emlak ofisine bildirilen daire veya dükkan emlak firması pörtfoyüne alındığında, gayrimenkul sahibinin istekleri kesinlikle dosyasına açık ve seçik olarak yazılmalıdır.
Gayrimenkul Sahibinin Muhtemel Talepleri

  • Dairenin aylık kirası,
  • Peşin alınacak miktar,
  • Depozito miktarı,
  • Nasıl bir aileye verebileceği,
  • Ne kadar süre için verilebileceği,
  • Yıllık kira artış miktarı,
  • Biz Emlakçıya yapılan diğer ve özel talepler.

Emlak Ofisinde Kiralam Başlangıcı  
 a) Kiralamak amacı ile emlak ofisine gelen gayrimenkul sahibi genel prensipleri çiğnemeden, hizmet almalı.( Karşılama, tanışma, ikram, güler yüz .vb.)
b)Emlak Ofisi çalışanları, tanşma sırasında gayrimenkul sahibinin yapısı, işi, geliri vs. gibi bilgilerini ona hissettirmeden not etmeli.
c) Çocukların sayısını, hangi okullara gittiğini sorulmalı. Örneğin; yaşamın ne kadar zorlaştığını samimi bir hava içerisinde sorarak müşterimizden cevap almaya çalışmalıyız.
d) Müşterilerimiz uygun ise kiralanacak daireyi göstermeye gidebiliriz.

Gayrimenkulun gösterilme aşaması
a) Emlak ofisi çalışanı, kiralayan için, yer gösterimine gitmeden önce yer gösterme taahhütnamesi imzalatmalıdır.. (taahhütnamede kiralayanın adres ve telefon numaralarını mutlaka yazılmalı.)
b) Dairenin (+ ) ve (+) tüm özellikleri anlatılmalıdır.
c) Okul, Pazar yeri, market, otobüs ve dolmuş durakları gösterilmelidir.
d) Apartman ortak gider masraf tutarları apartman yöneticilerinden öğrenilerek söylenilmelidir.
e) Mal sahibinin istekleri söylenmelidir. Kira tutarı, peşinat miktarı, depozito miktarı, yıllık artış oranı, oturma süresi ..vb.
f) Bu noktadan sonra kiralayanın gayrimenkulu kiralamak istemesi durumunda diğer aşamaya geçilir.

Emlak Ofisinde
a) Gayrimenkul sahibine durum bildirilir.
b) Gayrimenkul sahibi müşterimizi benimser şartlar yerine getirilir.
c) Kira kontratı 2 nüsha olarak tanzim edilir.
d) Kira kontratında tüm istek ve dilekler madde madde yazılmalıdır. Mal sahibine ve kiracıya verilmelidir. Kontratlarda her sayfa imza altına alınmalıdır.
e)Emlakçı kanuni komisyonunu yıllık kira bedelin toplam miktarı üzerinden % 10 + KDV olarak kiracıdan alır.
Kiralama işlemimiz burada bitmiştir. Fakat bundan sonra kiracının ve mal sahibinin sorunlarında yardımcı olmak da Emlak Komisyoncusunun görevidir.

Kiralama Yaparken Kira Sözleşmesi Yapılır ve Kira Sözleşmesinin Bazı Özel Şartları Bulunur

Kira Sözleşmesi Özel Şartları

  • KONU
  • SÜRE
  • TAHLİYE İHBARI
  • KONTRATIN FESHİ
  • KİRA MİKTARI
  • KİRA ÖDEME YERİ
  • DÖVİZ KURU
  • KİRA ARTIŞI
  • ORTAK GİDERLER
  • STOPAJ
  • K.D.V.
  • KONTRAT GİDERLERİ
  • KİRA ÖDEME AKSAMALARI
  • DEMİR BAŞLAR
  • MOBİLYA
  • DEPOZİTO
  • ABONMAN SÖZLEŞMELERİ
  • SİGORTA
  • TAMİR-TADİLAT
  • DEKORASYON
  • DEVİR VE TEMLİK
  • ORTAK ALMA
  • MECURDA İKAMET SAYISI
  • KEFALET
  • TEBLİGAT ADRESLERİ
  • YÖNETİM İHRAATINA UYMA
  • MÜCBİR SEBEP VE OLAĞANÜSTÜ HALLER
  • MÜLKÜN İADE DURUMU
  • GENEL VE ÖZEL ŞARTLAR
  • ADLİ MERCİ
  • MADDE BAĞLAMA NOTU
Tapu ve Kadastro Müdürlüğü Nedir?: Akitli ve akitsiz işlemleri ile arazi, arsa ve binalar üzerinde yapılan değişikleri işleyen, kayda geçen, bunların sicilini tutan devlet dairelerine denir.