Haader Ads

Yapıların doğal afetlerden korunması
Küresel ısınmanın artması ile birlikte dünyamızda her geçen yıl kuraklık, sel, deprem, don vb. doğal afetlere daha fazla maruz kalmaktadır. Diğer taraftan günümüz yapılarının hemen hepsi doğal afetler ile mücadele kapsamında yetersiz kalmaktadır. Sadece ABD'de 2018 yılında gerçekleşen fırtına, kar, orman yangınlarına bağlı olarak 91 milyar dolarlık bir maliyet oluşması, günümüz yapılarının doğal afetler ile mücadelede yetersiz kaldığı görülmektedir.
Sürdürülebilir yapı söz konusu olduğunda aklımıza ilk gelen konu çevreci bir yapı geliyor. Artık inşaat sektörü çevreci yapılar konusunda gerek bazı yasal regülasyonlar, sosyal etkiler ve pazar stratejisi açısından çevre ile barışık yapılar üretmeye başladı. Fakat maalesef iklim değişikliği süreci dünyamızda hızlı bir şekilde gerçekleşmekte ve her yıl katlanarak çoğalmaktadır. Bir mevsimde aynı anda 4 mevsim yaşanabilir hale gelmiştir.
Peki binaların doğal afetlere dayanıklı hale nasıl getirebiliriz?
Öncelikli olarak planlanan yapının çevre ile dost olması gerekmektedir. Yapının inşa edileceği arazi şartları, kullanılacak malzemeler ve verimli işletme süreci çok iyi planlanmalıdır ki yapının iklim değişikliğine etkisi minimum hatta sıfır olması gerekir. Sonra ise yapının doğal afetlere karşı dayanıklı olması planlanmalıdır. Bunun için bir kaç fikir açıcı örnekler vermeye çalışacağım.
1- Çevre alanlara bağlı su baskınlarının önlenmesi ; Şiddetli yağışlarda şehir kanalizasyon alt yapısı olmayan binaların su baskını riskini düşürmek için mutlaka çevresinin yeşil alan olarak korunması gerekir. Betonarme alanlarda su baskınları oluşturması daha kolaydır. Halbuki yeşil alanlar sayesinde, toprak yağmur suyunu emerek sel ve su baskınlarının gerçekleşmesi zorlaştırır.
2- Yapıda şehir kanalizasyonuna baskınlarının önlenmesi ; Nüfusun artması ile birlikte çok katlı mega yapılar inşa edilirken, depreme bağlı riskleri azaltmak ve daha fazla kullanım alanları oluşturmak için toprak altında metrelerce derinlikte yapılmaktadır. Derin yapılarda ki bodrum katlar şehir kanalizasyonlarının kod altında kalmasından dolayı şiddetli yağış ve sel olaylarında sıkça su baskınları yaşanmaktadır. Böyle bir yapı tasarlanırken mutlaka afetler için risk analizi yapılmalı ve analiz sonuçlarına göre önlemler alınmalıdır. Su baskını riski olan kat ve odalar için pis su tesisatından bağımsız olarak deşarj tesisatı yapılmalıdır. Deşarj öncesi riskli alanlara gizli su olukları yapılmalı ve oluklardan akan suyun atık su çukurlarında toplanması ve pompa yardımı ile deşarj edilmesini sağlayacak sistem kurgulanmalıdır. Ayrıca atık su pompalarının sadece şebeke elektriği ile değil, aynı zamanda acil durumlarda jeneratör elektriği ile de besleme yapılması son derecek kritik öneme sahiptir.
3-Deniz kenarına yakın deniz seviyesinde ki yapıların korunması ; bu tip yapılar tasarlanırken mutlaka deniz ile yapı arasına, olası toprak kaymalarını engellemek için temeli sağlam istinat duvarı yapılmalıdır. Ayrıca istinat duvarının sele bağlı olarak yıkılma riskini engellemek için duvar içinde bazı bölgelerde su tahliye delikleri açılmalı ve suyun yapıya zarar vermeyecek kadar uzağa tahliye edilmesi sağlanmalıdır. Diğer taraftan mümkünse yapıda bodrum kat inşa edilmemelidir. Eğer daha önce inşa edilmişse bodrum katlar için yağmur suyu tahliye sistemleri mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca bu tip yapılar için b planı olarak rezerv kum torbaları bulundurulmalıdır.
4-Su baskınları için portatif bentlerin oluşturulması ; özellikle bodrum katlarının otopark olarak kullanan yapılarda aşırı yağışlarda sıkça su baskınları yaşanmaktadır. Normal şartlarda bu tip yapılarda araç yollarında ki rampalarda yağmur giderleri ve mazgallar bulunsa da sel niteliğinde ki yağmurların yağması durumunda çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Aşırı yağmurlarda araç girişlerinin olduğu rampalara hafif portatif bentler oluşturularak suyun yönü değiştirilir ve olası su baskınları engellenmiş olur.
5- Yağmur giderlerinin tıkanması ; balkon ve çatı gibi alanlarda yağmur giderleri bulunmaktadır. Özellikle kuru yaprak ve kuş yuvaları bu giderleri zamanla tıkamakta ve şiddetli yağmurlarda ise su baskınları yaşanmaktadır. Periyodik olarak yapının bulunduğu ortama uygun bir şekilde yağmur giderlerine bağlı süzgeçlerin temizliği yapılmalıdır.
6- Yangın yönetmeliklerine uyum sağlanması; yapının tipine göre yangın ile mücadele programı oluşturulması ayrıca teknik ve fiziki olarak yangın önlemleri alınmalıdır. Teknik yangın önlemleri sadece sprinkler ve özel söndürücüler ile değil aynı zamanda erken uyarı veren elektronik yangın uyarı sistemleri ile desteklenmelidir. Tüm elektronik yangın sistemlerinin verimli bir şekilde çalışması için kesintisiz güç kaynaklarına bağlanmalıdır. Ayrıca yangın pompalarının ise şebeke elektriği dışında, sadece yangın sistemine atanmış jeneratörden beslenmesi ve - veya yangın pompasının ikinci bir yakıt ile çalışması sağlanmalıdır. Örneğin iki yangın pompasının birinin elektrik ile diğerinin ise dizel motor ile çalışması sağlanmalıdır.
7- Fırtına ile mücadele; çatı, cam ve çerçevelerin korunması fırtına ile mücadele için eğer yapı kritik bir coğrafyada bulunuyorsa açılır pencere yapılmamalı veya açılır pencere yapılıyorsa sadece kontrollü alanlarda kullanılmalıdır. Diğer taraftan çatılarda, paraşüt etkisi sağlayacak çinko ve plastik malzemeler kullanılmamalıdır. Çatının sağlam olması ahşap yerine metal ya da direkt olarak betonarme yapılması şiddetli fırtınalar ile mücadelede etkili olacaktır. Bacalar ise güneş, fırtına, kar ve selden etkilenmeyecek sağlamlıkta kolon ve kirişlere bağlı bir şekilde tasarlanmalıdır.
8- Deprem durumunda risk yönetimi ; yapıların depreme dayanıklılık konusu zaten bilinen bir teknik detay olduğu için değinmeyeceğim. Fakat özellikle deprem zamanlarında mutlaka bir acil durum planı olmalıdır. Acil durumlar için, sığınma ve  toplanma alanları, gıda ve ilaç gibi yaşamsal şeylerin kolay erişilebilir olması çok önemlidir.
9- Don ile mücadele ; yapılarda don ile mücadele çoğu zaman dikkate alınmaz. Özellikle saçaklarda oluşan buz sarkıtları ciddi bir tehdit oluşturur. Dolayısı ile saçakların buz sarkıtları oluşturmaması şeklinde tasarıma sahip olanları kullanılmalı. Eğer buz sarkıtları oluşuyorsa mutlaka kırılarak kontrollü olarak düşürülmelidir. Ayrıca don zamanları yapılarda bulunan sıhhi tesisat ve kalorifer tesisatlarının donmaması ve donmaya karışı patlamaması için sisteme bağlı olarak dona duyarlı ısıtıcılar kullanılmalıdır.
10- Şiddetli kar yağışı ; şiddetli kar yağışlarında özellikle yatay yapıların çatısı ciddi bir kar kütlesi riski ile karşı karşıyadır. Kar kütlesinin yarattığı ağırlık yapının çatısının çökmesine sebebiyet verebilir. Çatı bu ağırlığa dayanabilse bile ağırlıktan dolayı çatıda yaşanan esnemeler yapının sağlamlığını etkileyebilir yada yapının çatısında ki izolasyonlara zarar vererek daha sonra eriyen kar sularının çatıdan sızmasına sebebiyet verebilir. Bunu önlemek için yapı çatısının kar kütlesi olmayacak şekilde tasarlanması ya da eğer mümkün değilse ve kar kütlesi oluşması riski varsa, çatı, yol ve bahçeler için tasarlanmış kar eritici termostatik rezistanslar kullanılmalıdır.

Yorum Yap

Teşekkürler.

Daha yeni Daha eski