Haader Ads

Çevre konusu özellikle kurumsal şirketlerin neredeyse karlılık kadar ciddiye aldığı bir hedef olmaya başladı. Dolayısı ile kurumlar artık faaliyetlerinden doğan çevresel etkilerini en aza indirmek için çeşitli planlar oluşturmakta, analiz etmekte ve sonuçlarını çalışanlar, müşteriler, ortaklar ve diğer paydaşlar ile paylaşmaktalar. Artık kurumların, çevresel faaliyetlerine ait yıllık planlamalar yapması ve hayata geçirmesi kaçınılmaz bir süreç haline geldiğini söylemekte bir sakınca görmüyorum. Çevresel faaliyetlerin ise bir süreç dahilinde organizasyonun en altından en tepe noktasına kadar kapsayacak şekilde organize olması gerekmektedir. Bunun için çevre konusu ile ilgili fokus gruplar oluşturmaktadırlar. Yada oluşturmaları gerekmektedir. Peki kurumlar etkili bir çevresel faaliyet yönetimini nasıl yapabilir, raporlayabilir ve sonuçlarını nasıl değerlendirebilir?
Ortalama ticari bir binada, çevre yönetimini mükemmel hale getirmek için hangi faaliyetlerin ve kampanyaların yapılması gerekir? İşte bu noktada size bazı yol haritası çıkarmaya çalışacağım.
Sıfırdan bir kurumun, yada kurum olmaya çalışan ticari bir tesisisin, işletmenin çevreci olma yolculuğunu şekillendirelim.
Yönetim Desteği Alınması : Çevre ile ilgili faaliyetlerin bir kurumda alışkanlık haline gelmesi için mutlaka üst yönetim desteği gereklidir. Çünkü çevresel faaliyetlerin başlaması ilk etapta maddi ve zaman maliyetleri olacaktır. Dolayısı ile kurum vizyonu ve değerleri ile paralel olan çevre yaklaşımı için mutlaka bu işe atanmış ekip ve projeler için ise bütçe gerekli olacaktır. Yönetim ise periyodik gözden geçirme toplantılarında aktiviteleri inceleyecek ve çevre ekibine fikir ve vizyon açısından yön vermesi gerekecektir.
Çalışan Desteğinin Sağlanması : Bir kurumda çevreci yaklaşımların başlaması için çevre konusunda farkındalığı olan çalışanları ilk etapta mutlaka projeye dahil etmeli ve sonrasında ise tüm kurum çalışanlarını çevreci politikalara dahil etmelidir. Çalışanlar esasında çevresel yaklaşım açısından direkt olarak etkisi olan paydaşlardır. Dolayısı ile çalışanların mutlaka çevresel süreçlere aktif olarak sokulması gerekmektedir.
Fokus Ekiplerin Oluşturulması : Fokus ekibinin her şeyden önce çevreye gönülden bağlı ve çevre ile ilgili bilgi ve deneyime sahip insanlardan seçilmelidir. Dolayısı ile ilk ekibin gönüllü olması bu konuda hızlandırıcı bir faktör oluşturur. Daha sonra çevresel uyum ve projeler gündeme alındıkça daha çevre ile ilgili profesyonel danışman firma veya kişilerden destek alınması en doğru seçenek olacaktır. Çevre ekibi kendi içinde mutlaka uzmanlıklarına göre farklı disiplinlerden oluşmalıdır. Ekibi temsil edecek ekip ile projeleri üst yönetime taşıyacak bir yönetici olması projelerin daha hızlı bir şekilde hayata geçmesini sağlayacaktır. Ayrıca ekip ile yönetici arasında bir ekip lideri olması projelerin ve çevresel süreçlerin raporlanması ve sunulmasını sağlanmasında etkili olacaktır.  Ekip liderinin direkt olarak kurumun büyüklüğüne bağlı olarak çevre ile ilgili çalışması projenin direkt olarak sahiplenilmesini sağlayacaktır. Keza fokus ekibi, genelde diğer iş kollarında çalışan personellerin ilave zaman ve kaynak ayırarak projeye gönül vermesi ile oluşmakta ve bir süre sonra projeye duyulan heyecan, istek ve enerji azalabilmekte. Bu noktada ekip liderinin ekibi motive edici bir yönetim sergilemesi ve gerektiğinde ekibi değiştirecek yetkiye sahip olması gerekir. Ayrıca çevre ile ilgili kampanyalara yoğun katılan ekiplerin, kurum tarafından ödüllendirilmesi motivasyonunda itici bir güç olacaktır.
Duyuruların Planlanması : Yönetim çevre konusunu sahiplendi ve çalışanları arasında  yönetici atadı. Ayrıca çevre ekibi kuruldu ve bir ekip lideri seçildi. Esasında bu bir çevre komitesidir. Yönetim, çevre ekibi ve kurum arasında mutlaka uyum olmalıdır. Dolayısı ile kurum içinde mutlaka bu durum ilan edilmelidir. Çevre ile ilgili gelişmelerin en başında kurum içinde duyurulması çevresel faaliyetlerin başlaması için hızlı bir farkındalık oluşturacaktır. Özet olarak çevresel örgütlenme mutlaka kurum içinde ilan edilmelidir. 
Süreçlerin yazılması ve ilan edilmesi : Öncelikli olarak üst yönetim tarafından çevre ile ilgili vizyoner kararların yazılı hale getirilmesi yani dokümante edilerek sınırlarının çizilmesi çok önemlidir. Çevre ucu bucağı olmayan bir konudur ve dağılmamak çok önemlidir. Kurum içi çalışanlar tarafından iyi niyetli olarak bir çok öneri gelecektir ve fokus ekip bu önerileri dikkate alarak hayata geçirmek için yoğun bir çalışma sprintine gireceklerdir. İşte bu noktada kaynakların etkin kullanılması üst yönetimin sınırladığı vizyon devreye girmektedir. Çalışanlar her ne kadar iyi niyetle öneriler iletmiş olsa da fayda maliyet yani kapsam dışında kalan önerilerin ilk elden elenmesi kalan projelerin daha hızlı bir şekilde hayata geçmesini sağlayacaktır. Örnek vermek gerekirse, çalışanların ilk aklına gelen rüzgar ve güneş enerjisi gelmektedir. Ve bunun için bir birinden farklı ama aynı sonuca çıkan bir çok öneri ileteceklerdir. Rüzgar ve güneş enerjisi ilk defa çevresel hareketlere katılan bir kurum için öncelik listesinde en son olmalıdır. Bunu yerine kurum yenilenebilir enerji üreten bir otoprodüktörden enerji abonesi olarak süreci ilerletebilir. Sonuçta kurumun önceliği enerji üretmek değildir ve olmamalıdır. Projelerin kurumun ana faaliyetlerini destekleyecek nitelikte olmalıdır. Örneğin bir hastane ise, tıbbi atıklar öncelik olmalı, bir AVM ise ambalaj atıklarının geri dönüştürülmesi öncelik olmalı, bir banka ise çevreci ürünleri olmasına öncelik vermeli, bir fabrika ise  hava ve toprak kirliliği ile mücadelesi öncelik olmalı. Bir enerji firması ise, enerjiyi en düşük emisyonla üretmesi öncelik olmalı. Bakın burada hiçbirisi elektrik üretmesi için rüzgar veya güneş enerjisi kullanımından bahsetmiyoruz.
Çevre İle İlgili Günler, Maliyeti Düşük Etkisi Yüksek Çalışmalardır 
Yasal Regülasyonlara uyum çalışmalarının başlatılması : Çevre ile ilgili direkt veya endirekt etkisi olan tüm kalite ve yasal süreçlere bir an önce hızlıca entegre olmalıdır. Örneğin iş sağlığı ve güvenliği çevresel süreçlerden birisidir dolayısı ile OHSAS sürecine hızlıca uyum sağlanmalıdır. OHSAS, BSI (British Standarts Institute) tarafından oluşturulmuş İş Sağlığı ve Güvenliği yönetim standartıdır. Bu kapsamda OHSAS 18001 olmadan çevresel projelerin hayata geçmesi çok anlamlı olmayacaktır. Diğer taraftan ISO (International Standarts Organizastion) tarafından belirlenmiş olan ISO 22.000 Gıda Güvenliği Standartı, ISO 9001 Kalite Standartı, ISO 14001 Çevre Yönetim Standartı ve kurumun büyüklüğüne göre ISO 50001 Enerji Yönetim Standardı gibi uluslar arası kabul görmüş standart süreçlerine dahil olmalıdır. Diğer taraftan Bakanlıklar ve Yerel Yönetimler tarafından belirlenmiş olan kurallara tam uyumu sağlayacak politikalar ve iş süreçleri oluşturulmalıdır. Örneğin Sıfır Atık ile ilgili yeni başlayan Çevre Süreci için uyum hareketini başlatmalıdır. Sonuç olarak yasa ve yönetmelikler ve standartlar gereği çevresel faaliyetlerin mutlaka tam uyum çerçevesinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Zaten yasa, yönetmelik ve standartlar kurumda zorlayıcı ve etkileyici bir süreç başlamış olacaktır.     
Proje maliyet fayda analizlerinin oluşturulması : Bu noktada şiddetle en basitinden başlanmasını öneririm. En basit çevre projeleri fokus ekipte ve yönetimde ciddi bir öğrenme eğrisi oluşturacaktır. Unutmamak gerekir ki Çevre Yönetimi sonu belli olmayan yani sonsuz bir yönetim biçimidir. Kurum ayakta kaldıkça Çevre Yönetimi yaşamaya devam etmelidir. Ajandaya ilk etapta maliyet açısından düşük ama etkisi yüksek projeler alınmalı. Benim ilk önerim çevresel,  yönetmelik, standart ve süreçler ile ilgili hızlıca uyum projeleri hayata geçirilmeli. Uyum projeleri kurumun çevre ile ilgili süreçlerinin tescillenmesini sağlayacaktır. Ayrıca kurumlar bu tescilleri paydaşlarına duyurarak itibar yönetimi de yapabilmektedir. Daha sonra maliyeti düşük ama pratik çevresel faaliyetler başlatılmalıdır. Örneğin ilk başta çalışanlara çevre eğitimi verilmesi toplam çevresel farkındalığı ve katılımı artıracaktır. Bir diğer örnek ise, atıkların kaynağında ayrıştırılması için ortak erişim noktalarına geri dönüşüm kutuları koymak ve toplanan atıkları geri dönüştürecek ve etkilerini hesaplayabileceği bir yol haritası çıkarmaktır. (örneğin atıkları satabilir, geliri ile bir orman kurabilir, sosyal bir organizasyona bağışlayabilir ) Başka bir örnek ise, çevre günü, dünya günü, su günü, vb. gibi çevre ile ilgili günleri aktif olarak yönetimidir. Dünya su gününde suyun tasarruflu kullanımına yönelik bilgi dokümanları paylaşılabilir. Bu gibi maliyeti düşük ama etkisi büyük projeleri hızlıca hayata geçirebilirsiniz. Unutmadan projeleriniz için mutlaka benzer işletmeler ile benchmark etmeniz size inanılmaz bir now-how kazandıracaktır. Bu şekilde projenin fayda analizi ve tamamlanması konusunda kısa yollar oluşturulması anlamında yaraklı olacaktır. 
Projelerin hayata geçirilmesi ve sonuçlarının duyurulması : Projelerin hayata geçirilmesi için gerekli olan destek ve kaynak temin edildikten sonra artık işe başlayabilirsiniz. Öncelik maliyet ve zaman açısından küçük ama etkili projelerin sonrasında ise maliyet ve zaman açısından daha büyük projelere başlayabilirsiniz. Her bir projenin sürecinde mutlaka fokus ekip olarak yönetime rapor sunmayı ve çalışanları bilgilendirmeyi mutlaka ihmal etmeyin. Yönetimin ve diğer paydaşların desteğini alamadığınız hiç bir proje başarılı olamaz. Dolayısı ile çevresel projelerin her bir süreci ile ilgili bilgilendirme ve destek şart. Projeler hayata geçtikçe etkisi mutlaka analiz edilmeli ve sonuçları raporlanmalıdır. Her konuda olduğu gibi ölçemediğiniz bir süreci yönetmez siniz. Projelerin kurum içinde ve kurum dışında duyurulması sosyal sorumluluk yaklaşımı ve itibar açısından etkili sonuçlar doğuracaktır. Dolayısı ile bu duyuruların ve iletişiminin fokus grup içinde varsa deneyimli bir kişi veya kişilerin yapması veya bir profesyonelden destek alınması faydalı olacaktır. 
Sadece Kurum İçinde Değiş, Kurum Dışında da Çevresel Faaliyetlerde Bulunabilirsiniz.
Ölçme izleme ve geliştirme süreçlerinin aktif olması : Çevresel süreçler bir yaşam şeklidir. Yani sürekli yaşayan bir organizasyondur. Dolayısı ile tüm bu organizasyonun verimliliğinin ölçülmesi ve düzeltici - önleyici faaliyetlerde bulunması gerekir. her düzeltici önleyici faaliyet sonrası tekrar izleme ölçme yapılması ve bu döngü sürekli olarak tekrarlanmalıdır. Her tekrar sonrası karar mekanizmalarının çalıştırılması için yönetime rapor sunulmalıdır. Biraz daha somut olmak gerekirse konuyu bir örnekle ifade etmeye çalışayım. Kurumun önümüzdeki yıl %5 oranında enerji tasarrufu hedefi bulunmaktadır. Aylar geçtikçe tüketimler analiz edilmekte ve raporlanmaktadır. Raporlarda hedefin gerçekleşme oranının %40 olduğu sonucu çıkmaktadır. Dolayısı ile hedefe ulaşmak için farklı projelerin hayata geçmesi gerekecektir. Bu bize düzeltici ve önleyici faaliyet olarak önümüze gelecektir. Rapor anlizlerine bakarak elektrik tüketim alışkanlıklarının incelenmesi ve elektrik tasarrufu için ilave önlemler alınması gerekecektir. Önlem kapsamında konvansiyonel aydınlatma yerine LED aydınlatma tercihi yaparak (fayda analiz çerçevesinde) hedefin ulaşmak mümkün olabilir. Gördüğünüz gibi ölçme ve izleme gerçekten hakkıyla yapılırsa, çevresel faaliyetlerin ön önemli adımı diyebiliriz.   

Yorum Yap

Teşekkürler.

Daha yeni Daha eski