Haader Ads

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
Sürdürülebilirlik bu yüzyılın en önemli konularından birisi. Geleceği iyi bir dünya bırakmak istiyorsak yaptığımız her işin sürdürülebilir olması gerekiyor. İşin hiç teknik kısmına girmeden basite indirgeyerek örnekler ile anlatmaya çalışayım. Bir eğitim verecekseniz çağın gereksinimlerine uyan bir sistemle vermelisiniz ki 50 yıl sonra bile verdiğiniz eğitim güncelliğini korusun böylece eğitimde sürdürülebilirliği yakalamış olursunuz. Bir girişim fikriniz varsa, gelir modelinizin yıllara göre hedeflenmiş olması işinizin sürdürülebilir bir hedef koyar. Örneğin bir tarım yapıyorsanız, toprağınızı sadece o yıl için değil gelecek yıllar içinde hazırlamanız gerekiyor böylece sürdürülebilir bir tarım elde etmiş olursunuz. Yaptığınız şey, bir başkasına zarar vermiyor ve hatta fayda sağlıyor ise işte bu sürdürülebilir bir harekettir. Aklınıza gelecek her şey de sürdürülebilirlik olması birinci öncelik olarak kabul etmelisiniz. İşte bu yoldan çıkarak Birleşmiş Milletler toplam 17 maddeden oluşan Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini belirlemiş. Bu arada geçen hafta yaptığım bir sunumda çeviri konusunda zorlandığım için hedefleri hem İngilizce hem de Türkçe olarak paylaşacağım ki, benim için pratik sizin için ise farkındalık olsun. Ben hedefleri esasında Tesis İşletimi kapsamına indirgeyerek mikro ölçekten konuları ele almaya çalışacağım. Makro konuların ise daha çok, ülkelerin ortak işbirliği, hükümetler, kamu kurumları ve STK'lar tarafından ele alınması gerektiğini düşünmekteyim. Dolayısı ile Birleşmiş Milletlerin, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini, Tesis Yönetimi kapsamında ele alarak değerlendirmeye çalışacağım. Tesis Yöneticileri bu hedeflerden nasıl faydalanabilir ve hedeflerin gerçekleşmesi açısından sürece neler katabilir?
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefine Genel Bir Bakış

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Hedefleri Nelerdir?

  1. No Poverty : (Yoksulluğa Son) Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini belirlerken ilk başlığa yoksulluğu koyarken esasında dünyanın birinci büyük sorununun yoksulluk olduğunu belirmektedir. İşletmeden eğer sürdürülebilir büyüme istiyorsanız, kazançlarınızın bir kısımın yoksullar ile paylaşacak projeler ortaya koymalısınız. Örneğin İstanbul'da kurumsal bir firma Artvin'de yoksul bir köyü koruma altına alarak insanların yoksul olmasının kök nedenini tespit edecek çalışmalar yapabilir ve onların sürdürülebilir gelir elde etmesi için gerekli desteği sağlar. Burada yardımdan ziyade onları ekonomik sisteme sokmak için projeler geliştirmesinden bahsediyorum. Daha somut olmak gerekirse, köyün ürettiği veya üretebileceği ürünlerin pazarlanması için gerekli olan desteği sağlayabilir. Desteği, alt yapı, makine, teçhisat ve eğitim olarak verebilir. 
  2. Zero Hunger : (Sıfır Açlık) Günümüzde insanların halen açlıktan veya sağlıklı beslenmeye erişimi olmadığından dolayı insanların hastalandığını ve daha ötesi öldüğünü biliyor musunuz? Belki ülkemizde bu kadar dramatik bir sorun yoktur ama maalesef dünyada halen açlık ile mücadele eden ülkeler bulunmaktadır. Ve açlık sorunu kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesinde ki en büyük sorun. Her ne kadar tarımda ki gelişmeler açlık sorununu son 20 yılda %50 azaltsa da kalkınmanın önünde ki en büyük engel. Dolayısı ile açlık ile ilgili sorunlarda dünya ile bağımızı koparmamalıyız. Küresel düzeyde açlık ile mücadele eden bölgelere profesyonel destek veren STK'lar kanalıyla destek verebilirsiniz. Açlık ile ilgili kurum içinde farkındalık çalışmaları yapabilir ve paydaşlarınızı bu konuda çalışmalara davet edebilirsiniz. 
  3. Good Health and Well Being : (Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam) Sürdürülebilir kalkınmanın önünde ki engellerden biriside Sağlıklı ve Kaliteli Yaşamdır. Günümüzde her ne kadar çocuk ölümlerinin azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesi ve ayrıca HIV gibi hastalıklar ile mücadelede etkin bir mücadele sayesinde önemli gelişmeler kaydedilse de dünyada helen her yıl 6 milyon çocuk ölümü gerçekleşmektedir.   Tabii ki kurumlar büyük ölçekte sağlıkla ilgili mücadele etmeleri pek mümkün değil ama mücadele eden kuruluşlara çeşitli desteklerde bulunabilir. Diğer taraftan sağlıklı ve kaliteli yaşamı önce yakın paydaşları ile konuyu ele alarak mikro ölçekte bir takım iyileştirmeler yapabilir. Örneğin tesis içinde küçük bir firness açıp çalışanların spor yapmasını destekleyebilir, çalışanların kaliteli yaşaması için gerekli olan ihtiyaçları sağlamak için bir kurul oluşturabilir. Mesela uzun mesai saatlerine düzenleme getirebilir, fazla mesai ücreti verebilir, çalışanlar için sağlık danışmanı ayarlayabilir. 
  4. Qualty Education : (Nitelikli Eğitim) Dünyada okuma yazma oranı hiç olmadığı kadar düşük olsa da helen milyonlarca insan okuma yazma bilmiyor. Kurumsal olarak yerelden okuma yazma seferberliği ile ilgili çalışmalar yapılabilir. Diğer taraftan özellikle ülkemizde kız çocuklarının eğitimi konusunda destek sağlayabilir ve mevcut kampanyalara çalışanları ile birlikte etkin olarak katılabilir. Diğer taraftan daha fazla destek için gönüllü çalışma grupları oluşturarak kendisine kardeş okul seçerek öğrencilere destek olabilir. Daha da mikro ölçekte düşünürsek; çalışanlarının lisans ve lisans üstü eğitim almasına veya yabancı dil öğrenmesine destek olabilir.
  5. Gender Equality : (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) Kadınlar ve kız çocuklarına yapılan ayrımcılık en temel insan hakları ihlalidir. Dolayısı ile cinsiyet eşitliği olmadığı sürece kalkınmada toplumsal katılım sağlanamaz. Özellikle kadınların ekonomiye kazandırılması konusunda %41'lik bir orana ulaşmış olsa da (1990'da %35'di) bu konuda halen ilerlemeye yönelik büyük fırsatlar olduğunu görebiliriz. Kurumlar bu konuda mücadele etmek için kolay ve basit bir yöntem olan çalışan profilini incelemeli ve İnsan Kaynakları politikasını Cinsiyet Eşitliği ekseninde hazırlamalı ve uygulamalıdır. Cinsiyet eşitliği için gerekiyorsa pozitif ayrımcılık dahi yapmalıdır. Bunuda çalışanları ile paylaşmalı ve onlara gerekli bilgileri sadece kurumsal boyutta değil sosyal boyutta bilgilendirmeli ki, çalışanlarda bu bilinci çevresine yaymalıdır. Böylece kurumlar toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısında küçük ama etkili bir şekilde mücadeleye destek vermiş olurlar. 
  6. Clean Water and Sanitation : (Temiz Su ve Sıhhi Koşullar) Su kıtlığının dünyadaki insanların %40'nı etkilediğini biliyor musunuz? İklim değişikliği ile birlikte, kuraklık ve çölleşme çoğalmasıyla güvenli su kaynaklarının azalması dünyanın en büyük sorunlarından birisidir. Diğer taraftan gelecek ile ilgili perspektif tuttuğumuzda, eğer önlem alınmazsa 2050 yılına kadar her 4 insandan 1'inin temiz suya erişim sıkıntısı çekeceği tespit edilmiş.  Peki bu konuda kurumlar ne yapmalı? İlk başta su ile ilgili mutlaka çalışanlarına bilinçlendirici ve tasarruf odaklı eğitimler verilmeli ve suyun ne kadar kıt ve önemli bir kaynak olduğunu anlatmalıdır. Su tasarrufu kurumların işletme maliyetlerini düşürürken, sürdürülebilirlik hedeflerine yaklaştıracaktır. Tasarruf tedbirleri kapsamında, alt yapısına yatırım yaparak örneğin; musluklarını fotoselli musluklar ile değiştirebilir, gri suyu arıtarak çevre sulama yapabilir. Aynı zamanda su ile ilgili yapılacak her türlü çalışma çevresel faaliyetler olarak değerlendirerek bu konuda çalışmalarını derinleştirebilir. 
  7. Affordable and Clean Energy : (Erişilebilir ve Temiz Enerji) Fosil yakıtlara dayanan ve sera etkisi yaratan enerji bir yandan ihtiyacı karşılarken diğer taraftan küresel ısınmayı hızlandırmakta. Ayrıca her geçen yıl enerjiye olan talep arttıkça enerjinin maliyeti de yükselmekte ve bu da sürdürülebilir kalkınmanın önünde oluşan engellerden birisi haline getirmektedir. Artan teşfikler ile birlikte bugün dünya enerji üretiminin %20'si yenilenebilir kaynaklardan oluşsa da bu konuda hala güçlü ilerleme fırsatları bulunmaktadır. Diğer taraftan enerjinin verimli kullanılması, en az enerjinin üretilmesi kadar önemli olduğu ve etkin enerji tasarrufu sağlanması gerektiği belirlenmiştir. İşletmeler aynen su da olduğu gibi enerjide de etkin bir şekilde çalışmalar yapmalıdır. Yine öncelikli olarak enerjinin verimli kullanılmasına yönelik eğitimler verilmeli ve kurum içi kampanyalar yapılmalıdır. Ayrıca enerji deyince sadece elektrik değil aynı zamanda yakıt tüketimi de dikkate alınmalı ve yakıta bağlı ısınma ve ulaşım gibi konularda da farkındalık yaratacak çalışmalar yapmalıdır. Diğer taraftan yenilenebilir enerji alternatifleri değerlendirilmeli ve enerjinin tasarruflu kullanılması için gerekli olan alt yapılar yenilenmelidir. 
  8. Decent Work and Economic Growth : (İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme) Dünyada her ne kadar küresel ekonomik krizler olsada özellikle son 25 yılda büyük ölçüde azalmıştır. Diğer taraftan ise ekonomik büyüme ile doğru orantılı olarak işsizliğin azaldığını söyleyemeyiz. Bunu için teknolojinin ve verimliliğinin arttırılması için hükümetler işletmelere ciddi fonlar ayırdığını söyleyebiliriz. Eğer işletmemizde teknolojik yenilik ve verimlilik fırsatları varsa mutlaka değerlendirilmesi ve gerekiyorsa fonlardan destek almak için gerekli başvuruları yapmalıdır. Ya da bu konuda eksiği yoksa sektörüne bağlı olarak start-up'ları destekleyerek iş gücü işin gerekli olan istihdamın yaratılmasına destek verebilir. Esasında start-up'lara destek vermek büyük kurumsal işletmelerin hızlı bir inovasyon sıçraması yapması için eşsiz bir fırsattır. Bir taraftan now-how'ını start-up ile paylaşırken diğer taraftan start-up çevikliğini bünyesine katabilir ve hatta start-up'ın büyümesi için kuluçka görevini üstlenerek kazan kazan platformu yaratabilir. 
  9. Industry Innovation and Infrastructure : (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı) Dünyada halen internete erişimi olmayan yaklaşık 4 milyar insan bulunmakta ve bu durum altyapıda ciddi bir eksiklik olduğunu ve buna bağlı olarak da yenilikçilik için gerekli kaynakların sağlanmasında maalesef halen uzun bir yol olduğu gerçeğini bizlere anlatmakta. Alt yapı, inovasyonu, inovasyon ise sektörlerin gelişimini sağlar. Kurum içinde inovasyon mutlaka kurumun hücrelerine kadar işlemeli. Inovasyon konusunda etkin bir çalışma yapılmalı ve tüm çalışanların inovasyon sürecinin bir parçası olması sağlanmalıdır. Günümüzde inovasyon kültürü olmayan işletmelerin sürdürülebilir olması imkansızdır. Dolayısı ile kurum için girişimcilik ciddi anlamda desteklenmeli, takip edilmeli ve sonuçları paylaşılmalıdır. Özellikle verimlilik üzerine inovasyonların hızla hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
  10. Reduced Inequalities : (Eşitsizliklerin Azaltılması) En zengin %10'luk kesim tüm gelirin %40'na sahip. En düşük gelire sahip %10'luk kesim ise tüm gelirin yaklaşık olarak %4,5'ne sahip. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu oran %2'ye kadar düşmekte. Gelir eşitsizliği esasında direkt olarak küresel çözümler isteyen, küresel bir sorundur. Dolayısı ile bu konuda kurumsal olarak direkt bir etki yaratılmaz ama en azından kurum içinde gelir eşitliği sağlanabilir. Gelir eşitliği sağlayan kurumlara bakıldığında başarıları gözden kaçmamaktadır. En hızlı büyüyen ve en büyük kurumlara baktığınızda ilk göze çarpan konu çalışanları üzerinde işe bağlı gelir eşitliği diyebiliriz. Bu konuda kurum içinde İK'nın paydaşlar ile birlikte çalışma yaparak iyileştirici önlemler alarak sürdürülebilir çalışanların profili oluşturabilir. 
  11. Sustainable Cities and Communities : (Sürüdürülebilir Şehirler ve Topluluklar) Şu anda Dünya nüfusun yarısı şehirlerde yaşıyor ve 2050'de bu oran 3/2 olarak değişecek. Kentsel alanları yönetme biçimi ve inşa etme şeklini geliştirmeksek önümüzde büyük bir sorun oluşacağı bugünden aşikar. 1990 yılında 10 milyon nüfusu aşan sadece 10 şehir varken bugün bu sayı 28'e yükselmiştir. Sürdürülebilir şehirler ve yaşam alanları için güvenli ve erişilebilir maliyetlerde konut sağlamak, kamusal alanlarda ki yeşil alanları yükseltmek, ulaşıma ve toplu taşımaya yatırım yapmak ve ciddi bir kentsel planlama gerekiyor. Kurumsal olarak bu konuda gelişim fırsatları çok sınırlı olsa da yine de kendi içinde bir şeyler yapabilir. Merkezi ve yerel yönetimler yada STK ile birlikte çalışarak yeşil alanların yaratılması konusunda sosyal organizasyonlara katkı sağlayabilir.    
  12. Sustainable Consumption and Production : (Sorumlu Tüketim ve Üretim) Bir malı üretirken ve tüketirken ekolojik ayak izinin dikkate alınması gerekmektedir. Dünya genelinde en büyük su tüketen üretim neredeyse %70 oranla tarımdır. Dolayısı ile tarım ile ilgili inovatif yaklaşımların uygulanması sürdürülebilirlik için kaçınılmazdır. Esasında tarımı örnek verdim ama konuyu genellemek gerekirse, tüm üretim süreçlerinin en düşük enerji ve geri dönüştürülebilir kaynaklarla üretilmesi, dağıtımında optimum tedarik zincirinin oluşturulması ve toplumun ihtiyacına uygun olarak tüketilmesi gerekir. Bu noktada en fazla israf gıdada olduğu görülmüş ve gıda atığının yarı yarıya azaltılması hedeflenmiştir. Kurumlar özellikle üretim ve dağıtım süreçlerini optimize edebilir. Optimize edilmiş iş süreçlerinin çıktısı her zaman daha sürdürülebilir bir iş modeline dönüşür. Diğer taraftan gıda israfına yönelik kurum içinde etkili bir iletişim ağı oluşturulabilir. Mesela günlük israf edilen gıdalar ile ilgili iş yeri yemekhanesine bilgi mesajları asılabilir. Böylece bir yandan gıda israfı azaltılırken diğer taraftan israf engellenerek tasarruf sağlanacaktır.   
  13. Climate Action : (İklim Eylemi) 1990 yılına göre sera gazı üretimi yaklaşık olarak %50 artmış durumunda. Özellikle gelişmiş ülkelerin yaydığı sera gazından, gelişmemiş ülkelerde orantısız bir şekilde etkilenmektedir. Azalan su kaynakların, eriyen buzullar ve mevsimsel felaketlere yol açan iklimde ki değişimler gelecekte bizi daha büyük tehlikeler beklediğinin habercisidir. Şu anda ülkeler sel felaketleri için erken uyarı sistemleri geliştirmekte, karbonu yer altına sıkıştırmak ve 2050 yılına kadar sıfır karbonlu ekonomiye geçmek için çalışmalar yapmaktadır. Kurumlar iklim değişikliği ile ilgili kurum içinde ve kurum dışında farkındalık kampanyaları yapması ilk başta en doğru karar olacaktır. Farkındalık ile birlikte bilinçlenen kurum kültürü sayesinde kurumun üretim süreçlerinin daha az karbon emisyonuna indirgenmesi için inovatif çalışmaları başlatması ve sonuçlarının ölçülmesi, raporlanması, düzeltici önleyici faaliyetler ile mükemmelliği yakalaması gerekir. Böylece sürdürülebilir bir iş modeline biraz daha yaklaşırken, çevreci bir kurumlar arasına girmeyi başarmış olacaktır. 
  14. Life Below Water : (Sudaki Yaşam) Okyanuslar dünyanın yaşaması için büyük ve önemli bir ekosisteme sahiptir. Bu kaynağı sürdürülebilir bir şekilde yönetmemiz halinde iklim değişikliği ile ilgili mücadelede avantaj sağlarken aynı zamanda su altında ki canlılarında yaşaması için gerekli farkındalığı oluşturur. Dünyada 3 milyarı aşkın insan okyanuslara ve okyanus kıyısındaki biyo çeşitliliğe bağlı olarak geçimini sağlamaktadır. Diğer taraftan balık stoklarının %30 civarında aşırı kullanıldığı sonucunun tespit edilmesi su altı türlerinin risk altında olduğu göstermektedir. Okyanuslar ürettiğimiz karbonun %30'unu emmektedir. Diğer taraftan ise çevre kirliliğine bağlı olarak okyanustaki asit düzeyinin %26 arttığı ve km2'de ise yaklaşık olarak 12.000 adet plastik atık olduğu tespit edilmiş. Bunlar gerçekten korkutucu rakamlar ve bir an önce insanlığın önlem alması gerekmektedir. BM okyanustaki asitlenmenin, kirlenmenin önüne geçmek için ciddi olarak konuyu ele almaktadır. Kurumlar ise bu konuda her ne kadar çok fazla etkin bir rol almasa da kurum içinde çalışanların ve diğer paydaşların katılacağı çevre programları ve eğitimler düzenleyerek okyanus temizliği ile ilgili farkındalık kampanyaları düzenleyebilir.
  15. Life On Land : (Karasal Yaşam) Bitkiler insanların gıda ihtiyacının %80'ini karşılamaktadır. Kalkınmanın en önemli mihenk taşlarından birisi ise tarımdır. Ormanlar ise yerkürenin yaklaşık olarak %30'unu kaplarken dünyanın akciğerleri konumunda çok ciddi bir görevi var. Ormanlar sayesinde iklimlerin dengelenmesi sağlanıyor. Günümüzde hiç olmadığı kadar toprak bozulması yaşanıyor ve ekilebilir arazi kaybı 30-40 kat hızlanmış durumda. Kuraklık ve çölleşme her yıl yaklaşık 12 milyon hektarlık toprağın yok olmasına sebep oluyor. Bilinen 8300 hayvan ırkının %8'i soyu tükenmiş ve %22'sinin ise tükenmek üzere. BM'nin şu anda en büyük hedefi, toprak kirliliği, topraksızlaşma ve ormansızlaşmanın azaltılması. Bu kapsamda 2020 yılına kadar sulak alanlar, kurak alanlar ve ormanları eski haline getirmeyi hedeflemiş durumda. Kurum içinde ormanlaştırma konusunda çalışma yapılabilir ve bu konuda STK'lar ve kamu kurumları ile ortak çalışarak harika sosyal sorumluluk işleri yapabilirler. 
  16. Peace Justice and Strong Institution : (Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar) Barış, güvenlik, refah, insan hakları ve hukukun üstünlüğü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak mümkün değildir. Dünyada bir çok ülke bunu sağlarken maalesef helen bazı ülkelerde daha alınacak çok yol var. Ayrıca hukukun üstünlüğü olmayan yerlerde ise, istismar, cinsel şiddet, suç ve işkence yaygındır ve risk altındakileri korumak ve önlem almak bir zorunluluktur. Bunun çözümü için hükümetler toplumlar ile birlikte çalışmaktadır. Kurum içinde özellikle insan hakları konusunda hassas yaklaşım sergileyecek süreçler olmalıdır. Bu süreçler çalışanları, müşterileri ve tüm paydaşları kapsayacak şekilde ve halka açık olmalıdır. Bu şekilde sürekli olarak barış, adalet ve insan hakları kapsamında kurum sürekli kendisini geliştirebilir ve daha sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturabilir.
  17. Partnerships for the Goals : (Hedef İçin Ortaklıklar) Sürdürülebilir kalkınma hedefleri birkaç ülke ile değil ancak küresel ortaklıklar ile mücadele edilebilir. Her ne kadar gleişmiş ülkelerin sağladığı kalkınma yardımları %66 artmış olsa da,  çatışma ve doğal afetlerin yarattığı insani krizler nedeniyle yardım ve mali kaynak talebi de  artmaktadır. Dünya artık daha entegre hale geldiği için, iletişim teknolojilerinin ve imkanlarının arttırılması, bilgiye erişimin kolaylaştırılması, fikirlerin paylaşılması ve yeniliklerin sağlanması için, özellikle gelişmemiş ülkelere kaynak aktarılması yönünde kaynak aktarımlarının yapılması sağlanması hayati önem taşımaktadır. Bu kapsamda eşitliğin daha fazla sağlanması için uluslar arası ticaretin gelişmekte olan ülkeler ile birlikte arttırılması ve dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin bu kapsamda ticaret ağından daha fazla faydalanması gerekmektedir. Adil, açık, herkesin faydasına, evrensel kurallara dayalı bir ticarete sahip ekosistem kurulması amaçlanmıştır. Dolayısı ile BM'nin belirlediği hedefler neticesinde sürdürülebilir bir kalkınma amaçlarının sağlanması ülkelerin, hükümetlerin ve toplumun katılımı ile sağlanacağı çok açıktır. Kurum olarak tüm bu hedefler kapsamında, bir nebze fayda sağlayabilirseniz, sürdürülebilir, insana yakışır ve tüm ekosistemi koruyan, kapsayan bir dünya bırakma fırsatını yakalamış olursunuz.
    UN For Sustainable Development The Global Goals

Yorum Yap

Teşekkürler.

Daha yeni Daha eski